Kitap Detay

35
AL-İ ABA EHL-İ BEYT AL-İ RESUL
KIRKKANDİL / Alevilik ve bektaşilik / ehl-i beyt
Piyasa Fiyatı : 25,00 TL
İndirimli Fiyat : 16,25 TL

Kitap Açıklaması

  Âl-i Aba’ya karşı şakâvete düşenlerin Ehl-i Beyt’e yaptığı nâdanlık ve nobranlığı, zulûm ve haksızlığı Ehl-i Beyt- Ehl-i Sünnet kavgası gibi algılamak, Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet kavramlarını birbirinden ayrı düşünmek son derece ve çok ağır bir yanlıştır! Kitab ve sünnetin özü olan Ehl-i Beyt’i anlamamaktır! 
Asıl Ehl-i Sünnet veya başka bir ifâdeyle Ehl-i Sünnet’in aslı faslı Ehl-i Beyt’dir! Her Ehl-i Beyt, mutlaka Ehl-i Sünnettir, ama her Ehl-i Sünnet illâ da Ehl-i Beyt değildir; olamaz da zaten... 
İnsanların gönüllerini ve zihinlerini, duygularını, düşüncelerini ve inançlarını dolandırıp bulandırmak çok belâlı bir yanlıştır. Doğruları yakıp savuran bir belâ yangınıdır! İnsanların pek çoğu kabuk bilgi cehâleti içinde yanlış siyâsetle boğuldukları için, bu belâ yangını bir türlü söndürülememiştir! 
“Ameller niyetlere bağlıdır.” Niyetler gayretle şekillenir. Biz bu niyet ve gayretle bu yangının üstüne “âb-ı muhabbet” (muhabbet suyu, sevgi suyu) serpmek arzusu içindeyiz. 
Ab-ı muhabbet, âb-ı Muhammed’dir, muhabbet suyu, Muhammed suyudur. 

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl! 
Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl!
 
Adı güzel kendi güzel Muhammed Aleyhisselâm’ın pâk soyu hususunda bu sevgi ölçü olmalıdır. 
Âb-ı Muhammed, âb-ı rahmettir, bu rahmete cümle âlem, hem muhtaçtır, hem müştaktır! 
Ehl-i Beyt konusu bir sır kuyusudur. Bu kuyunun etrafında dönüp ağan iki türlü insan vardır. Bu insanlardan bazıları rahmet çeker rahatlar; bazıları zahmet çeker rahatsız olur! 
Bu sır kuyusundan rahmet veya zahmet çekmek, bu kuyunun sâhibi olan adı güzel kendi güzel Muhammed Aleyhisselâm’dan nasib almaya bağlıdır. 
Adı güzel kendi güzel Muhammed Aleyhisselâm’dan nasib alamayan, Ali’den Veli’den, Hasan’dan Hüseyin’den de nasib alamaz. Bu işin esası Muhammed’leşmektir! Muhammed’leşmek muhabbetleşmeyi gerektirir! 
“Birbirinizi sevmedikçe mü’min olamazsınız; mü’min olmadıkça da cennete giremezsiniz!”Fermânının özünde Habîb-i Hüdâ Hazretleri herkesi, sevgi cennetine buyur ediyor. 
Allah’ın gönüllerden ve zihinlerden esâmelerini sildiği “zalûm ve cehûl insan”lara husûmetle dolup taşmak, hem vahdet neş’esine, hem de muhabbetin iffetine ters düşer! 
Buğuz ve lânet, rahmet ve muhabbet tavrının ihmâl, ihlâl ve hatta iğfâli gibi gözüküyor bize! “Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek” diye de bir şey elbet var amma, çözümü çok zor bir muamma bu... 
Anadolu insanı ve halk irfânı bu muammayı kökünden çözmüş bağlamıştır. 
Sevemediklerimizi sevmemek, sevememek zâten buğuzdur! “Allah için buğuz” eğer illâ da şartsa, bu ilkenin ifâsı için, bu örtülü ve gizli buğuz yeterlidir. 
İnsanlar sevdiklerini, sevdiklerine isimlerini vererek yaşatırlar. 
Bütün İslâm dünyası, ama özellikle Anadolu; Ali, Veli, Hasan Hüseyin, Hatice ve Fâtıma, Fatma, Fadime isimleriyle doludur. 
Bunun çok özel, çok güzel bir anlamı vardır. 
İnsanlar kızıp köpürdüklerinde: Yezit! diye bağırırlar! 
Bunun da çooook derinlerde büngüldeyen mânidar bir mânâsı vardır! 
Gönüllerimizi ve zihinlerimizi sevdiklerimizin muhabbetiyle rûşen etmek –aydınlatmak, şenlendirmek- varken; sevemediklerimize buğuzla bulandırmak, hiç kimseye hiç bir şey kazandırmaz. Yâ Selâm!...

  • ISBN No :
  • Barkod No :
  • Sayfa Sayısı : 560
  • Boyutları :
  • Basım Tarihi :
  • Baskı Sayısı :

Yorumlar

Bu kitap için henüz yorum yapılmamıştır.
Yorum yapmak için tıklayınız.